Kitap Okurken Not Almak: Daha Etkili Okuma İçin 7 Yöntem
Bir kitabı bitirdikten birkaç ay sonra başınıza gelmiştir. Kitabı sevdiğinizi hatırlıyorsunuz. Hatta bazı bölümlerinden çok etkilendiğinizi de.
Ama biri çıkıp:
“Kitapta ne anlatılıyordu?”
diye sorduğunda birkaç genel cümleden fazlası gelmiyor.
Benzer durum alıntılarda da oluyor. Okurken öyle güzel bir cümleyle karşılaşıyorsunuz ki “Bunu kesinlikle unutmam” diyorsunuz.
Üç hafta sonra o cümlenin hangi kitapta olduğunu bile hatırlamıyorsunuz.
İşte kitap okurken not almak tam burada işe yarıyor.
Ama bunun için kitabın her sayfasını ders çalışır gibi çizmenize veya ayrı bir deftere sayfalarca özet çıkarmanıza gerek yok.
Hatta fazla not almak bazen okuma keyfini tamamen bozabiliyor.
Önemli olan ne kadar not aldığınız değil, neyi neden kaydettiğiniz.
Ben olsam şu yöntemlerden kendime uygun olan iki veya üçünü seçerdim.
1. Kitabın Altını Çizmekten Korkmayın
Burada okurlar ikiye ayrılıyor.
Bir taraf için kitabın altını çizmek, kenarına not yazmak, sayfayı kıvırmak neredeyse suç.
Diğer tarafın kitaplarına baktığınızda ise sayfalarda kitabın kendisinden fazla not var.
Ben ikisinin ortasında olmanın daha kullanışlı olduğunu düşünüyorum.
Bir cümle gerçekten dikkatinizi çektiyse altını çizin.
Fakat her güzel cümlenin altını çizmeye başladığınızda bir süre sonra hiçbirinin önemi kalmıyor.
Kendinize basit bir soru sorabilirsiniz:
“Bu sayfaya altı ay sonra dönsem hangi cümleyi tekrar görmek isterdim?”
Cevabınız varsa onu işaretleyin.
Yoksa okumaya devam edin.
2. Sadece Alıntı Değil, Kendi Düşüncenizi de Yazın
Bence en büyük farkı yaratan yöntem bu.
Kitaptan güzel bir cümleyi kaydetmek güzel.
Ama o cümlenin size ne düşündürdüğünü yazmak çok daha değerli.
Örneğin bir karakterin aldığı kararın yanına:
“Burada aslında korktuğu için böyle davranıyor.”
yazabilirsiniz.
Ya da:
“Ben olsam tam tersini yapardım.”
Bunun akademik bir analiz olmasına gerek yok.
Tek cümle yeter.
Aylar sonra kitaba döndüğünüzde yalnızca yazarın ne söylediğini değil, o kitabı okurken sizin ne düşündüğünüzü de görürsünüz.
Bence eski kitap notlarını ilginç yapan şey tam olarak bu.
Çünkü bazen birkaç yıl sonra aynı cümleyi okuyup tamamen farklı düşündüğünüzü fark ediyorsunuz.
3. Sayfa Numaralarını Kaydedin
Kitabın üzerine yazmayı sevmeyenler için en kolay yöntemlerden biri.
Telefonunuzda veya küçük bir defterde şöyle bir liste tutabilirsiniz:
s. 37 — karakterin yalnızlık hakkındaki düşüncesi
s. 84 — güzel alıntı
s. 126 — buraya tekrar dön
Bu kadar.
Okurken sürekli durup uzun uzun not yazmanız gerekmez.
Kitabı bitirdikten sonra işaretlediğiniz sayfalara geri dönersiniz.
O zaman hâlâ önemli gelen bölümleri ayrıca kaydedebilirsiniz.
Bunun güzel tarafı, okuma akışını çok az bozması.
Özellikle romanlarda ben bu yöntemi uzun özetler çıkarmaktan daha mantıklı buluyorum.
4. Her Bölümün Özetini Çıkarmayın
Bu biraz ters bir tavsiye gibi gelebilir.
Ama kitap okurken not almaya başlayan insanların yaptığı hatalardan biri, bir süre sonra kitabı okumak yerine kitabı belgelemeye başlamaları.
Her bölümün özeti.
Her karakterin açıklaması.
Her önemli olay.
Her güzel cümle.
Bir noktadan sonra 300 sayfalık roman küçük bir okul projesine dönüşüyor.
Eğer kitabı akademik bir amaçla okumuyorsanız buna gerçekten gerek var mı?
Çoğu roman için kitabı bitirdikten sonra yazacağınız 5-10 cümlelik kişisel bir özet fazlasıyla yeterli.
Mesela:
“Bu kitap benim için aslında yalnızlık üzerineydi.”
gibi tek bir cümle bile bazen olay örgüsünün iki sayfalık özetinden daha değerlidir.
Çünkü internette kitabın özetini her zaman bulabilirsiniz.
Sizin o kitap hakkındaki düşüncenizi ise yalnızca siz yazabilirsiniz.
5. Kitabı Bitirince Kendinize Üç Soru Sorun
Bir kitabı bitirdiğimizi genellikle kapağı kapattığımız anda düşünüyoruz.
Oysa birkaç dakika daha ayırmak kitabın akılda kalmasını kolaylaştırabilir.
Uzun bir inceleme yazmak istemiyorsanız kendinize yalnızca üç soru sorun:
Kitapta en sevdiğim şey neydi?
Sevmediğim şey neydi?
Bu kitaptan aklımda kalmasını istediğim tek şey ne?
Cevapların uzun olması gerekmiyor.
Örneğin Dönüşüm'ü bitirdiniz:
“Gregor'un böceğe dönüşmesinden çok ailesinin ona karşı değişmesi aklımda kaldı.”
Bu tek cümle bile aylar sonra kitabı hatırlamanızı sağlayacak güçlü bir işaret olabilir.
Bir de kitabı 10 üzerinden puanlayabilirsiniz.
Ama puandan önce o üç soruya cevap vermek bana daha anlamlı geliyor.
6. Alıntıları Bir Yerde Toplayın
Kitaplardan alıntı toplamayı seviyorsanız bunları farklı yerlere dağıtmamak iyi fikir.
Bir kısmı telefonun notlarında.
Bir kısmı ekran görüntüsü.
Bir kısmı kitabın içinde.
Bir kısmı mesaj olarak kendinize gönderilmiş...
Birkaç ay sonra hiçbirini bulamıyorsunuz.
Tek bir sistem seçin.
Fiziksel bir alıntı defteri olabilir.
Dijital not uygulaması olabilir.
Ya da okuduğunuz kitabın sayfasında alıntılarınızı ve düşüncelerinizi kaydedebildiğiniz bir kitap topluluğu kullanabilirsiniz.
Burada küçük bir detay önemli:
Alıntının hangi kitaptan olduğunu mutlaka yazın.
Mümkünse yazar ve sayfa bilgisini de ekleyin. Sayfa numarasının baskıya göre değişebileceğini de unutmayın.
Bir yıl sonra elinizde kendi küçük alıntı arşiviniz oluşmaya başlıyor.
Ve zaman zaman eski alıntılara dönmek gerçekten keyifli.
7. Kitabı Bitirdikten Sonra Kısa Bir İnceleme Yazın
“İnceleme” kelimesi biraz göz korkutuyor.
Sanki kitabın edebi yapısını çözümlememiz, yazarın hayatını araştırmamız ve iki bin kelimelik eleştiri yazmamız gerekiyormuş gibi.
Hiç gerek yok.
Gerçek bir okur incelemesi bazen üç paragraf olabilir.
Mesela:
Kitaptan ne bekliyordum?
Okurken ne hissettim?
Kime öneririm veya önermem?
Bu üç sorunun cevabı zaten küçük bir inceleme ortaya çıkarır.
Üstelik kitabı bitirdikten hemen sonra yazılan düşünceler birkaç ay sonra yazılanlardan çok daha farklı oluyor.
Detaylar hâlâ tazeyken neyi sevip neyi sevmediğinizi daha net hatırlıyorsunuz.
Kitap Mahallesi gibi bir yerde inceleme paylaşmanın güzel tarafı da burada ortaya çıkıyor.
Siz kendi okuma geçmişinizi oluştururken yazdığınız birkaç paragraf, kitabı okumayı düşünen başka birinin karar vermesine yardımcı olabiliyor.
Fiziksel Kitaba Not Almak mı, Dijital Not Tutmak mı?
İkisinin de avantajı var.
Fiziksel kitabın üzerine not aldığınızda düşünceniz doğrudan ilgili cümlenin yanında kalıyor. Yıllar sonra kitabı tekrar açtığınızda eski halinizle karşılaşmak oldukça güzel bir his.
Dijital notların avantajı ise aranabilir olması.
Bir yıl önce kaydettiğiniz Dostoyevski alıntısını birkaç saniye içinde bulabilirsiniz.
Ben olsam ikisini birlikte kullanırdım.
Okurken küçük işaretlemeleri kitabın üzerinde yapıp, gerçekten saklamak istediğim alıntıları ve kitabı bitirdikten sonraki düşüncelerimi dijital olarak kaydederdim.
Böylece okuma sırasında sürekli telefonla uğraşmak da gerekmez.
Kitabın Altını Çizmek Kitaba Zarar Vermek mi?
Tamamen kişisel bir mesele.
Kitabını tertemiz saklamayı seven birine “mutlaka üzerine yaz” demenin anlamı yok.
Ama kitap benim için yalnızca rafta güzel görünmesi gereken bir nesne de değil.
Okuduğunuz kitabın içerisinde sizin izlerinizin olması bazen onu daha değerli hale getirebilir.
Beş yıl önce okuduğunuz bir kitabı açıp kenarında kendi el yazınızla:
“Buraya katılmıyorum.”
notunu görmek eğlenceli.
Daha da eğlencelisi, beş yıl sonra o cümleye artık katılıyor olmanız.
Her Kitapta Not Almak Gerekir mi?
Hayır.
Bazı kitapları sadece okuyup geçmek istiyorum.
Bir polisiye romanın ortasında katilin kim olduğunu merak ederken sürekli not çıkarmak okuma deneyimini bozabilir.
Bazı kitaplarda ise neredeyse her bölümden sonra durup düşünmek gerekiyor.
Dolayısıyla tek bir okuma yöntemi oluşturup bütün kitaplara uygulamak zorunda değilsiniz.
Roman başka okunabilir.
Deneme başka.
Tarih kitabı başka.
Felsefe kitabı bambaşka.
Hatta aynı kitabı hayatınızın farklı dönemlerinde bile farklı şekilde okuyabilirsiniz.
Not Almanın Amacı Daha Çok Şey Hatırlamak Değil
En azından sadece bu değil.
Bence asıl mesele kitabı biraz daha aktif okumak.
Bir cümlenin altını çizdiğinizde:
“Neden burayı seçtim?”
diye düşünüyorsunuz.
Bir karakter hakkında not yazdığınızda onun davranışını yorumluyorsunuz.
Kitabı bitirdikten sonra inceleme yazdığınızda yüzlerce sayfalık deneyimi birkaç düşünceye indirmeye çalışıyorsunuz.
Bunların hepsi sizi sadece sayfaları çeviren birinden, kitapla konuşan bir okura biraz daha yaklaştırıyor.
Ama bunu da yeni bir göreve çevirmemek lazım.
Her sayfayı çizmek zorunda değilsiniz.
Her kitabı incelemek zorunda değilsiniz.
Bazen tek bir cümleyi kaydetmek yeter.
Çünkü yıllar sonra o kitaptan hatırlayacağınız şey belki de tam olarak o cümle olacak.
Siz kitapların üzerine not alanlardan mısınız, yoksa kitabın tek bir sayfasına kalem değmesine bile dayanamayanlardan mı?
Okuduğunuz kitaplardan sevdiğiniz alıntıları ve kitap hakkındaki düşüncelerinizi Kitap Mahallesi'nde paylaşabilir, daha sonra kendi okuma geçmişinize dönüp yeniden keşfedebilirsiniz.