En İyi Distopya Kitapları: Mutlaka Okumanız Gereken 12 Distopya
Kitapların yakıldığı bir dünya. İnsanların günün her anında izlendiği bir toplum.Doğmadan önce hangi sınıfa ait olacağınıza karar verilen bir sistem.
Distopya edebiyatının en rahatsız edici tarafı, anlattığı dünyaların tamamen imkânsız görünmemesi olabilir.
Distopik romanlar geleceği tahmin etmeye çalışan kitaplardan ibaret değildir. Yazarlar çoğu zaman kendi dönemlerindeki siyasi, teknolojik veya toplumsal gelişmeleri biraz daha ileri götürerek okuyucuya basit ama rahatsız edici bir soru sorar:
“Ya böyle olsaydı?”
George Orwell'dan Ray Bradbury'ye, Aldous Huxley'den Margaret Atwood'a kadar birçok yazar bu soruya birbirinden farklı cevaplar verdi.
Distopya türünü seviyorsanız veya ilk kez bir distopik roman okumak istiyorsanız, işte kitaplığınızda yer vermeye değer 12 distopya kitabı.
1. 1984 – George Orwell
Distopya denildiğinde muhtemelen akla gelen ilk kitap.
George Orwell'ın 1984 romanında Okyanusya isimli totaliter bir devlette yaşayan Winston Smith'i takip ediyoruz.
Bu dünyada Büyük Birader her yerdedir.
İnsanların davranışları izlenir, geçmiş sürekli yeniden yazılır ve iktidarın söyledikleri mutlak gerçek olarak kabul edilir.
Fakat kontrol yalnızca insanların ne yaptıklarıyla sınırlı değildir.
Ne düşündükleri bile önemlidir.
Orwell'ın yarattığı Büyük Birader, düşünce suçu, çiftdüşün ve Yenikonuş gibi kavramların yıllar sonra bile kullanılmaya devam etmesi kitabın kültürel etkisinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.
Gözetim, propaganda, sansür ve hakikat kavramları üzerine düşündüren bir kitap arıyorsanız distopyaya 1984 ile başlayabilirsiniz.
Kimler okumalı? Politik distopyaları ve birey-devlet çatışmasını sevenler.
2. Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley
1984'te insanlar korkuyla kontrol edilir.
Peki ya insanları kontrol etmek için korkuya hiç ihtiyaç duyulmasaydı?
Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya romanında insanlar daha doğmadan belirli toplumsal sınıflara ayrılır. Tüketim, haz ve koşullandırma üzerine kurulan sistemde insanların mutsuzlukla karşılaşmasına bile pek izin verilmez.
Ortada Orwell'ın dünyasındaki gibi sürekli hissedilen kaba bir baskı yoktur.
Çünkü insanlar sistemden memnundur.
Belki de kitabı rahatsız edici yapan tam olarak budur.
1984 ile Cesur Yeni Dünya'yı arka arkaya okumak özellikle ilginç olabilir. İki yazar, insanların özgürlüklerini kaybedebileceği birbirinden oldukça farklı iki toplum tasarlar.
3. Fahrenheit 451 – Ray Bradbury
Guy Montag bir itfaiyecidir.
Fakat onun görevi yangın söndürmek değildir.
Kitap yakmaktır.
Ray Bradbury'nin dünyasında kitapların yasaklandığı bir toplumla karşılaşıyoruz. İnsanlar sürekli ekranlarla ve hızlı eğlenceyle meşgul edilirken düşünmek ve sorgulamak giderek hayatın dışına itilir.
Montag yaptığı işi sorgulamaya başladığında ise içinde yaşadığı dünyaya farklı gözlerle bakmaya başlar.
Fahrenheit 451 çoğu zaman yalnızca sansür ve kitap yasakları üzerinden anılsa da teknoloji, sürekli eğlence ve insanların kendi istekleriyle düşünmekten uzaklaşması üzerine de oldukça güçlü bir roman.
Kitapseverlerin distopya listesinde mutlaka bulunması gereken eserlerden.
4. Biz – Yevgeni Zamyatin
1984 ve Cesur Yeni Dünya'yı sevdiyseniz bu kitabı özellikle listenize ekleyin.
Yevgeni Zamyatin'in Biz romanında insanların isimleri yerine numaraları vardır ve yaşamları matematiksel bir düzen içerisinde kontrol edilir.
Bireysellik neredeyse tamamen ortadan kaldırılmıştır.
Romanın başkarakteri D-503 de başlangıçta bu düzenin sadık bir parçasıdır.
Ta ki hayatına I-330 girene kadar.
Biz, modern distopya edebiyatının öncü eserlerinden biri olarak kabul edilir ve sonraki birçok distopik romanla benzer temalar taşır.
Türün köklerini görmek isteyen okurların kaçırmaması gereken kitaplardan.
5. Damızlık Kızın Öyküsü – Margaret Atwood
Gilead Cumhuriyeti'nde kadınların hayatları devlet tarafından sıkı biçimde kontrol edilir.
Toplum içerisindeki görevleri belirlenmiş, özgürlükleri büyük ölçüde ellerinden alınmıştır.
Romanı Offred isimli bir kadının gözünden takip ederiz.
Margaret Atwood; iktidar, kadınların toplumdaki konumu, beden üzerindeki kontrol ve özgürlük gibi konuları oldukça karanlık bir dünya üzerinden ele alıyor.
Özellikle karakter merkezli distopyalardan hoşlananlar için güçlü bir seçenek.
6. Otomatik Portakal – Anthony Burgess
Alex şiddetten hoşlanan genç bir suçludur.
Ancak yakalandıktan sonra devlet tarafından uygulanan deneysel bir yöntemin parçası haline gelir.
Amaç Alex'in şiddet uygulamasını imkânsız hale getirmektir.
İlk bakışta iyi bir şey gibi görünebilir.
Fakat burada çok daha büyük bir soru ortaya çıkıyor:
Bir insanın kötülüğü seçme özgürlüğü elinden alınırsa, iyiliği seçmesinin hâlâ bir anlamı var mıdır?
Anthony Burgess özgür irade, suç, ceza ve devletin birey üzerindeki kontrolünü oldukça rahatsız edici bir hikâye üzerinden sorguluyor.
Diğer kitaplara göre daha sert bir okuma olduğunu da belirtmek gerek.
7. Körlük – José Saramago
Bir adam aniden görme yetisini kaybeder.
Ardından başka biri.
Sonra bir başkası.
Kısa süre içerisinde açıklanamayan körlük salgını bütün topluma yayılmaya başlar.
José Saramago'nun Körlük romanı klasik anlamdaki devlet merkezli distopyalardan biraz farklıdır.
Burada asıl mesele düzen ortadan kalktığında insanların neye dönüşebileceğidir.
Toplumsal kuralların çözüldüğü bir ortamda ahlak, dayanışma, güç ve insan doğası giderek daha görünür hale gelir.
Rahatsız edici sahneleri bulunan fakat bittikten sonra kolay kolay unutulmayan kitaplardan.
8. Sineklerin Tanrısı – William Golding
Bir grup çocuk uçak kazasının ardından ıssız bir adada yalnız kalır.
Başlangıçta her şey oldukça umut vericidir.
Kendi kurallarını oluştururlar, görevleri paylaşırlar ve küçük bir toplum kurmaya çalışırlar.
Fakat yetişkinlerin olmadığı bu yeni dünya zamanla değişmeye başlar.
William Golding'in romanı otorite, medeniyet, şiddet ve insan doğası üzerine karanlık bir deney gibi okunabilir.
“Toplumun kuralları ortadan kalkarsa insan gerçekten özgür mü olur, yoksa başka bir şeye mi dönüşür?” sorusu kitabın tamamında hissediliyor.
9. Beni Asla Bırakma – Kazuo Ishiguro
Kathy, Ruth ve Tommy İngiltere'deki Hailsham isimli özel bir yatılı okulda büyür.
Başlangıçta sıradan bir okul hikâyesi okuyormuşuz gibi görünür.
Fakat çocukların neden burada olduklarını anlamaya başladığımızda roman tamamen farklı bir anlam kazanır.
Kazuo Ishiguro'nun distopyası diğer kitaplar kadar büyük siyasi sistemler veya devrimler üzerine kurulmaz.
Çok daha sessizdir.
Arkadaşlık, aşk, ölüm ve insan hayatının değeri üzerinden ilerler.
Bilimkurgu ile duygusal karakter hikâyelerinin birleşimini seven okurlar için listenin en farklı seçeneklerinden biri.
10. Mülksüzler – Ursula K. Le Guin
Birbirinden tamamen farklı toplumsal sistemlere sahip iki dünya.
Anarşist bir toplumun bulunduğu Anarres ve daha kapitalist bir yapıya sahip Urras.
Fizikçi Shevek'in yolculuğu üzerinden Ursula K. Le Guin yalnızca “kötü bir gelecek” tasarlamakla yetinmez.
Özgürlük nedir?
Mülkiyet insan ilişkilerini nasıl değiştirir?
İdeal bir toplum gerçekten kurulabilir mi?
Mülksüzler, bu soruların kolay cevaplarını vermek yerine okuyucunun her iki sistemi de sorgulamasını sağlıyor.
Daha düşünsel ve politik bilimkurgu sevenler için özellikle tavsiye edilebilir.
11. Çocukluğun Sonu – Arthur C. Clarke
Dünya'nın üzerinde dev uzay gemileri belirir.
Fakat gelen uzaylılar insanlığı yok etmek istemez.
Tam tersine savaşları sona erdirir, yoksulluğu azaltır ve insanlığın daha huzurlu bir döneme girmesini sağlarlar.
Kulağa distopyadan çok ütopya gibi geliyor.
Sorun da burada başlıyor.
Arthur C. Clarke insanlığın geleceği, özgürlük ve ilerleme üzerine alışılmış distopyalardan oldukça farklı sorular soruyor.
Bilimkurgu tarafı daha güçlü bir eser arayanlar için listeye eklenebilir.
12. Hayvan Çiftliği – George Orwell
Listemizi yine Orwell ile kapatalım.
Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar kendilerini yöneten insanlara karşı ayaklanır.
Amaçları eşit ve özgür bir düzen kurmaktır.
Fakat iktidar el değiştirdikçe devrimin başlangıçtaki fikirleri de yavaş yavaş değişmeye başlar.
Hayvan Çiftliği oldukça kısa olmasına rağmen iktidar, propaganda, devrim ve yozlaşma üzerine çok güçlü bir siyasi hicivdir.
Uzun distopyalara başlamadan önce türü denemek istiyorsanız en kolay seçeneklerden biri olabilir.
Distopya Nedir?
Distopya, toplumun gelecekte veya alternatif bir gerçeklikte baskıcı, adaletsiz ya da insan yaşamını olumsuz etkileyen bir düzene dönüştüğü kurguları tanımlamak için kullanılan bir kavramdır.
Ütopyanın karşıtı gibi düşünülebilir.
Ancak iyi bir distopya yalnızca “kötü bir gelecek” anlatmaz.
Bugünün dünyasında var olan bir problemi alır ve onu büyütür.
Gözetim.
Sansür.
Teknoloji bağımlılığı.
Tüketim.
Otorite.
Toplumsal eşitsizlik.
İnsanların özgürlüklerinden vazgeçmesi.
Bu nedenle yıllar önce yazılmış bazı distopyaları okurken zaman zaman günümüz dünyasından parçalar görmek mümkün.
Distopya Okumaya Hangi Kitapla Başlanmalı?
Daha önce hiç distopya okumadıysanız üç farklı başlangıç önerebiliriz.
Kısa bir kitap istiyorsanız: Hayvan Çiftliği.
Türün en önemli eserlerinden biriyle başlamak istiyorsanız: 1984.
Kitaplar ve sansür üzerine bir hikâye istiyorsanız: Fahrenheit 451.
Bunlardan sonra Cesur Yeni Dünya ve Biz ile devam ederek klasik distopyaların birbirleriyle olan benzerliklerini ve farklılıklarını görmek oldukça keyifli olabilir.
1984 mü, Cesur Yeni Dünya mı?
Distopya okurları arasında sık yapılan karşılaştırmalardan biri.
Aslında iki kitabı rakip olarak görmek yerine birlikte okumak daha ilginç.
Orwell'ın dünyasında insanlar büyük ölçüde baskı ve korkuyla kontrol edilir.
Huxley'nin dünyasında ise haz, tüketim ve koşullandırma çok daha önemli araçlardır.
Biri insanların istemedikleri şeylere zorlandığı bir dünya gösterirken diğeri insanların içinde yaşadıkları sistemi sevmelerini sağlayan bir dünya tasarlar.
Hangisinin daha rahatsız edici olduğuna ise okuduktan sonra siz karar verebilirsiniz.
Neden Distopya Okuyoruz?
Muhtemelen geleceğin ne kadar kötü olabileceğini görmek için değil.
İyi distopyalar aslında bugünü anlatır.
Yazar gelecekte geçen hayali bir toplum kurar fakat o toplumun parçalarını kendi yaşadığı dönemden toplar.
Belki bu yüzden 1984, Fahrenheit 451 veya Cesur Yeni Dünya gibi onlarca yıl önce yazılmış kitaplar hâlâ yeni okurlar buluyor.
Çünkü teknoloji değişiyor.
Toplum değişiyor.
Ama güç, özgürlük ve insan doğası hakkındaki bazı sorular değişmiyor.
Sizin okuduğunuz en iyi distopya kitabı hangisi? Bu listeye yalnızca bir kitap daha ekleyebilseydiniz hangisini seçerdiniz?
Kitap Mahallesi'nde okuduğunuz distopya kitaplarını değerlendirebilir, incelemelerinizi paylaşabilir ve diğer okurların kitap listelerinden yeni eserler keşfedebilirsiniz.