Mutlaka Okunması Gereken 15 Kitap: Her Okurun Listesinde Olması Gereken Eserler
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda hikâye biter. Bazılarıysa aradan yıllar geçmesine rağmen aklınızın bir köşesinde yaşamaya devam eder.
“Mutlaka okunması gereken kitaplar hangileri?” sorusunun herkese uyan tek bir cevabı yok elbette. Birinin hayatının kitabı, başka bir okur için sıradan olabilir. Yine de edebiyat tarihinde hem anlattıkları hikâyeler hem de bıraktıkları iz açısından öne çıkan bazı eserler var.
Yeni bir okuma listesi hazırlıyorsanız veya sıradaki kitabınıza karar veremiyorsanız, farklı türlerden seçtiğimiz bu 15 kitaba göz atabilirsiniz.
1. Suç ve Ceza – Fyodor Dostoyevski
Raskolnikov'un işlediği cinayetin ardından yaşadığı psikolojik mücadeleyi anlatan Suç ve Ceza, yalnızca bir suç romanı değil.
Vicdan, ahlak, yoksulluk, suç ve insanın kendi davranışlarını haklı çıkarma çabası romanın merkezinde yer alıyor. Dostoyevski'nin karakterlerin zihnine girme biçimi, kitabın yayımlanmasının üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen hâlâ bu kadar güçlü olmasının en önemli nedenlerinden biri.
Uzun klasiklere mesafeliyseniz başlangıçta biraz sabır isteyebilir. Fakat Raskolnikov'un dünyasına girdikten sonra bırakması zorlaşan kitaplardan.
2. 1984 – George Orwell
Büyük Birader seni izliyor.
George Orwell'ın 1984 romanında insanların yalnızca davranışları değil, düşünceleri ve hatta kullandıkları dil bile kontrol altında tutuluyor.
Winston Smith üzerinden ilerleyen hikâye; propaganda, gözetim, sansür, gerçekliğin değiştirilmesi ve bireysel özgürlük gibi konuları ele alıyor.
1949 yılında yayımlanmış olmasına rağmen günümüzde hâlâ sık sık tartışılması tesadüf değil. Distopya türüyle tanışmak isteyenler için de en iyi başlangıç noktalarından biri.
3. Dönüşüm – Franz Kafka
Gregor Samsa bir sabah uyandığında kendisini dev bir böceğe dönüşmüş halde bulur.
Kafka'nın hikâyesinin tuhaflığı burada başlıyor ancak Dönüşüm'ü unutulmaz yapan şey Gregor'un neden böceğe dönüştüğünden çok, bundan sonra yaşananlar.
Aile ilişkileri, yalnızlık, yabancılaşma, işe ve topluma karşı duyulan zorunluluk hissi kısa bir hikâyenin içine sığdırılıyor.
Üstelik oldukça kısa. Klasiklere başlamak isteyen fakat yüzlerce sayfalık romanlardan çekinen okurlar için iyi bir seçim.
4. Küçük Prens – Antoine de Saint-Exupéry
Çocuk kitabı gibi görünen ama yetişkin olduğunuzda çok daha farklı okuyabileceğiniz kitaplardan biri.
Küçük Prens'in farklı gezegenlerde karşılaştığı karakterler üzerinden yetişkinlerin dünyası, yalnızlık, sevgi, dostluk ve bağlılık anlatılıyor.
Belki de Küçük Prens'in en güzel tarafı bu: Onu 12 yaşında okuduğunuzda başka, 30 yaşında tekrar okuduğunuzda başka bir kitapla karşılaşabiliyorsunuz.
5. Hayvan Çiftliği – George Orwell
Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, insanların yönetimine karşı ayaklanır ve kendi düzenlerini kurmaya karar verir.
Başlangıçta amaç oldukça basittir: Herkesin eşit olduğu daha adil bir düzen.
Ancak işler kısa sürede değişmeye başlar.
Orwell, oldukça basit görünen bir hayvan hikâyesinin altında iktidar, propaganda, eşitsizlik ve gücün yozlaştırıcı etkisi üzerine sert bir siyasi hiciv kuruyor.
Kısa olması nedeniyle 1984 öncesinde Orwell okumaya başlamak için de tercih edilebilir.
6. Simyacı – Paulo Coelho
Santiago isimli genç bir çobanın gördüğü rüyanın peşinden giderek çıktığı yolculuğu anlatan Simyacı, modern dönemin en çok tanınan romanlarından biri.
Kitabın merkezinde hayallerin peşinden gitmek, insanın kendi yolunu bulması ve yolculuğun varılacak yer kadar önemli olması düşüncesi bulunuyor.
Bazı okurlar için oldukça ilham verici, bazıları içinse fazla sade olabilir. Belki de tam olarak bu nedenle hakkında konuşması keyifli kitaplardan biri.
7. Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali
Raif Efendi ilk bakışta sessiz, sıradan ve çevresindekilerin pek önemsemediği bir adamdır.
Fakat geçmişine gidildiğinde bambaşka bir insanla karşılaşırız.
Sabahattin Ali, Raif Efendi ile Maria Puder arasındaki ilişki üzerinden yalnızlığı, sevgiyi, insanların birbirlerini gerçekten tanıyıp tanımadıklarını ve içimizde sakladığımız hayatları anlatıyor.
Türk edebiyatından mutlaka okunması gereken eserler arasında anılmayı fazlasıyla hak ediyor.
8. Fahrenheit 451 – Ray Bradbury
Kitapların yasaklandığı ve itfaiyecilerin yangın söndürmek yerine kitap yaktığı bir dünya düşünün.
Guy Montag da bu itfaiyecilerden biridir.
Ancak yaptığı işi ve içinde yaşadığı toplumu sorgulamaya başladığında her şey değişir.
Fahrenheit 451 yalnızca kitapların yasaklanmasını anlatan bir distopya değil; insanların düşünmekten uzaklaştırılması, sürekli eğlenceye maruz kalması ve sorgulama alışkanlığını kaybetmesi üzerine de düşündürücü bir roman.
9. Sefiller – Victor Hugo
Jean Valjean'ın bir ekmek çaldığı için aldığı ceza ile başlayan hikâyesi, edebiyat tarihinin en büyük anlatılarından birine dönüşüyor.
Adalet, yoksulluk, merhamet, aşk, fedakârlık ve toplumsal eşitsizlik roman boyunca birbirine bağlanıyor.
Evet, Sefiller uzun bir kitap.
Fakat uzunluğunun sizi korkutmasına izin vermeyin. Victor Hugo'nun kurduğu dünyanın içine girdiğinizde yalnızca Jean Valjean'ın değil, çok sayıda unutulmaz karakterin hayatına tanıklık ediyorsunuz.
10. Satranç – Stefan Zweig
Bir gemide karşılaşan iki sıra dışı satranç oyuncusu...
Stefan Zweig'ın kısa ama yoğun anlatılarından biri olan Satranç, psikolojik yönü oldukça güçlü bir eser.
Özellikle Dr. B'nin geçmişi üzerinden yalnızlığın, baskının ve zihinsel sınırların insan üzerindeki etkisini görüyoruz.
Tek oturuşta bitirilebilecek kadar kısa ama bittikten sonra üzerine düşünmek isteyeceğiniz kitaplardan.
11. Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley
Distopya denildiğinde 1984 ile birlikte adı en sık geçen eserlerden biri.
Ancak Huxley'nin dünyasında insanları kontrol etmek için yalnızca korkuya ihtiyaç yoktur.
Haz, tüketim ve sürekli memnuniyet de son derece güçlü kontrol araçlarına dönüşebilir.
Bu nedenle Cesur Yeni Dünya ile 1984'ü arka arkaya okumak özellikle ilginç bir deneyim olabilir. İki kitap, benzer bir soruya oldukça farklı cevaplar veriyor.
12. Yabancı – Albert Camus
Meursault'nun annesinin ölümüyle başlayan Yabancı, ilk sayfalarından itibaren alışılmış roman karakterlerinden farklı bir anlatıcıyla karşı karşıya olduğunuzu hissettiriyor.
Camus; toplumun beklentileri, anlam arayışı, ölüm ve insanın dünyayla kurduğu ilişki üzerine oldukça sade görünen bir hikâye üzerinden düşündürüyor.
Kısa olmasına rağmen kolayca unutulacak bir roman değil.
13. Fareler ve İnsanlar – John Steinbeck
George ve Lennie'nin küçük bir hayali vardır: Bir gün kendilerine ait bir toprak satın almak ve kimseye bağlı olmadan yaşamak.
Ancak hayat onların planladığı kadar kolay ilerlemez.
Steinbeck dostluk, yoksulluk, yalnızlık ve hayaller üzerine oldukça kısa fakat duygusal açıdan güçlü bir hikâye anlatıyor.
Özellikle uzun romanlardan hoşlanmayan okurların klasik edebiyata giriş için değerlendirebileceği eserlerden biri.
14. Şeker Portakalı – José Mauro de Vasconcelos
Küçük Zezé'nin dünyasına girdiğinizde başlangıçta çocukça ve sıcak bir hikâye okuyacağınızı düşünebilirsiniz.
Fakat sayfalar ilerledikçe kitabın tonu değişir.
Yoksulluk, aile, şiddet, sevgi ve çocukluk üzerine kurulan hikâye, Zezé'nin hayal dünyası sayesinde zaman zaman gülümsetirken zaman zaman oldukça ağırlaşır.
Duygusal kitaplardan hoşlanan okurların listesinde mutlaka bulunması gereken eserlerden.
15. Olağanüstü Bir Gece – Stefan Zweig
Hayata karşı neredeyse bütün heyecanını kaybetmiş varlıklı bir adamın tek bir gecede yaşadığı değişimi anlatıyor.
Zweig yine oldukça kısa bir metin içerisinde insan psikolojisine odaklanıyor.
Özellikle uzun bir okuma arasından sonra yeniden kitaplara dönmek isteyenler için akıcı ve kısa olması büyük avantaj.
Peki İlk Hangisini Okumalı?
Bu tamamen ne aradığınıza bağlı.
Uzun ve psikolojik açıdan güçlü bir roman istiyorsanız Suç ve Ceza, distopya seviyorsanız 1984 veya Fahrenheit 451, kısa bir klasik arıyorsanız Dönüşüm, Satranç veya Yabancı iyi başlangıçlar olabilir.
Daha duygusal bir hikâye arıyorsanız Şeker Portakalı, Kürk Mantolu Madonna veya Fareler ve İnsanlar ile başlayabilirsiniz.
Ama okuma listelerinin en güzel tarafı zaten herkesin listesinin farklı olması.
Bizim seçtiğimiz 15 kitap bunlar.
Peki sizin “herkes hayatında en az bir kere okumalı” dediğiniz kitap hangisi?
Kitap Mahallesi'nde okuduğunuz kitapları değerlendirebilir, incelemelerinizi paylaşabilir ve diğer okurların kitaplar hakkındaki düşüncelerini keşfedebilirsiniz.